Türk dünyasının tarihsel derinliği yalnızca bağımsız devletlerle değil, aynı zamanda farklı dönemlerde ortaya çıkan özerk Türk cumhuriyetleri ile de şekillenmiştir. 20. yüzyılın özellikle Sovyetler Birliği döneminde, Türk toplulukları kendi kimliklerini, dillerini ve kültürel varlıklarını koruyabilmek adına özerk cumhuriyetler ve özerk bölgeler çatısı altında varlık göstermiştir. Bu yapılar, tam bağımsız devlet statüsüne sahip olmasalar da anayasal düzeyde tanınan siyasi ve idari yetkilerle Türk kimliğinin kamusal alanda yaşatılmasına imkân sağlamıştır.
Bu cumhuriyetler; eğitimden dile, kültürel üretimden yerel yönetime kadar pek çok alanda Türk topluluklarının tarih sahnesinde görünür kalmasını sağlamıştır. Özerklik modeli, kimi zaman sınırlı yetkilerle uygulanmış olsa da, Türk dünyasının parçalanmadan ayakta kalma iradesinin bir göstergesi olmuştur. Bugün bağımsız Türk devletlerinin arkasında duran tarihsel birikimin önemli bir kısmı, bu özerk cumhuriyetlerin taşıdığı kültürel ve siyasi mirasa dayanmaktadır.